Zor. Günümüzde kitle iletişim araçlarının bu denli yaygınlaştığı zamanda bile bu etiketlerin hepsini üzerinde taşımak zorken yeni bir milenyum başlangıcında bunun ne kadar zor olduğunu tahmin edemiyorum.
Konca Kuriş belki fikirlerini onaylamadığınız biri olabilir. Belki savunduğu fikirlerin doğruluğu ya da yanlışlığı hayatınızda o kadar da yer edinmiyordur. Ancak Konca Kuriş’in söylemlerindeki keskinlik bugün hala çok azımızın cesaret edeceği bir boyutta.
Konca Kuriş kimdi?
Çocukken de pek uslu bir çocuk değildi. Ancak 17 yaşına geldiğinde kocasını kaçırarak evlenmişti. Evet kaçıran Konca’ydı. Daha o zaman bile kalıplaşmış yargılara karşı çıkan biriydi.
Eşinin babası Hizbullahçı biriydi ve Konca’nın Müslümanlığa uygun yaşamasını istiyordu. Konca’nın sanıyorum ki din ile tanışması bu şekilde olmuştu. Eşinin ailesinin isteği üzerine tesettüre girmişti ama anlamını bilerek yapmamıştı.
17 yaşın getirdiği gençlikle din üzerine fazla düşünmediğini sanıyorum. Tarikat sohbetlerine gide gele din üzerine bir şeyler öğrenmesi onun din üzerinde sorgulamalar yapmasını sağladı.
Bir süre sonra söylemlerini doğru bulmadığı için tarikattan uzaklaşmaya başladı.
Ayrıca dinin kadına bakış açısının yanlış yorumladığını savunuyordu. Bir süre sonra bu konu üzerinde yazılar yazmaya başladı. Dini sorguluyordu ve açık açık radikal fikirlerini beyan ediyordu.
Dinle feminizmin bugün bile aynı zeminde buluşamayacağını söyleyen ilahiyatçıların aksine kadın haklarını savunan Müslüman bir feminist olarak tanımlıyordu kendini.
Kutsal kitabın dogmatik bir şekilde yorumlanamayacağını söyleyerek kadının adının bile olmadığı ortamların aksine bir kadın olarak radikal beyanlarda bulunması bazı insanları kızdırıyordu ancak o doğru bildiğini söylemekten asla geri durmamıştı.
Çok sonraları insan ile Allah arasına kimsenin giremeyeceğini savunarak tarikat ve cemaatleri kökten reddetmişti. Bu yüzden başta Hizbullah olmak üzere bazı tarikat liderlerinin tepkisini çekti ve zaman zaman susturulmaya çalışıldı.
Ancak kapanan her kapıda daha da sertleşiyor inatla fikirlerini söyleyerek bir şeyleri değiştirmeye çalışıyordu.
Konca aktif iş hayatındaydı. Üretiyordu. Öldüğünde 5 çocuğu vardı. Kendi sürdüğü minibüsü bile vardı. O dönem ortamı için yeni değil ancak sık rastlanan bir durum değildi. Bir akşam işçilerini evlerine bıraktıktan sonra minibüsünden indikten sonra evinin önünde kaçırıldı. Günlerce, haftalarca bulunamadı.
Kaçırıldıktan 2 yıl sonra bir Hizbullah operasyonu sırasında Konya’da bir evin zemininde bulundu cesedi. Günlerce işkenceye uğramış ve domuz bağı ile öldürülmüştü. Onu öldürenler dini kurtardıklarını, şeri hükümleri uyguladıklarını sanıyordu. Uğruna cinayet işledikleri din öldürmeyi yasaklamasına rağmen.
Konca Kuriş ben doğduğum sene öldürüldü. Canlı olarak onu aktif tanıma şansı bulamadım ancak ben doğmadan çok önce ölmüş bir kadının bu denli cesur olması beni kendisine hayran bırakıyor. Ne zaman kendisi hakkında bir şeyler okusam gözlerim dolar.
Bugün hala unutturulmaya çalışılsa da ölümünün üzerinden 25 yıl geçse de bir gün savunduğu fikirler konusunda biraz yol alınabileceğine dair bir umut beslemek istiyorum içimde.
Konca Kuriş tek bir yazıyla anılamayacak bir kadın. Ancak hem savunduklarıyla hem de yaşayış biçimiyle günümüz dünyasının en saygıyla anılması gereken kahramanıdır.

Yorumunu bırak