Yediğim En İyi Karnıyarık Değil En İyi Yemek!
Yazar Notu: Yazının orijinal versiyonu 27 Mart 2024’te Medium’da yayınlanmıştır.
Her şey Ramazan ayında evde olmayacağımı fark etmemle başladı. Yanımda ne aileden biri ne bir dost vardı ne de kendi evimdeydim. Hatta geceleri uyuduğum sabit bir yer bile yoktu. Ancak Ramazan’daki açlık konusunda bir problem yaşamayacaktım çünkü tüm Ramazan’ı yanımda 30 yıllık profesyonel bir aşçıyla geçirecektim. Yani Ayhan Usta ile.
Ayhan Usta’nın menüsüne karışamıyordum ancak istediği malzemeleri tedarik etmekle yükümlüydüm. İyi tarafı 30 yıllık profesyonel bir aşçı olmasının getirdiği el lezzeti vardı. Yani bana yemem için sadece pirinç pilavı verse bile o bölgede yiyeceğim en iyi pilav olacağını bilmenin verdiği bir güven vardı.
Ramazan’ın ilk günü ise tüm ekibin içinde bana her şeyi değiştiren o şeyi söyledi. Ramazan’ın şerefine bana sadece bana istediğim yemeği yapacaktı ve tam o an 15 kişilik ekibin tüm gözleri bana çevrildi. Akşam yiyecekleri yemeğin kaderi benim elimdeydi.
Ancak bir sorun vardı.
Ben aşçılardan yemek talebinde bulunmazdım.
Bunun birkaç sebebi var tabi ama özetleyecek olursam birinci sebep Ayhan Usta’nın bir şef aşçı olmasıydı. Eğer ondan ekibinin yanında yemek talebinde bulunursam beni zehirleme ihtimalinin yüksekti. Ancak teklif ondan geldiği için hayatım tehlikede değildi. İkinci sebep ise eğer profesyonel bir aşçı size yemek teklif ederse ondan istenecek yemeğin dünyanın en zor yemeği olması gerektiği gibi genel bir kanı olmasıdır. Cinden dilek dilemek gibi.
Ama tekrar dediğim gibi ben aşçılardan yemek talebinde bulunan biri değildim. Çünkü dışarıdan satın alınabilen her yemeği kendim yapabiliyordum. İnsanları mest edecek o hamburger tarifi bende saklıydı. Ancak el lezzetime güvenmediğim için klasik Türk yemekleri konusunda kötüydüm. Ancak tüm ekip gözlerimin içine bakarken kurufasulye isteyemezdim. Çünkü zaten haftada 2 gün kurufasulye, 2 günde nohut yiyorduk zaten.
Öyle bir yemek istemeliydim ki hem evde kendimin yapamayacağı hem de ekibin gönlünü hoş tutacak bir yemek olmalıydı.
İlk başta aklıma kara şimşek geldi. Ama ekibin ufak tehditleri sonrasında vazgeçtim. Biraz düşündükten sonra 30 yıllık aşçı olsam bile asla yapamayacağım o yemeği buldum.
Karnıyarık!
Kendim asla yapamadığım gibi çevremde de iyi yapan yoktu. Ayhan Usta’ya cevabımı söylediğimde o ise neden bu kadar basit bir şey istediğimi sordu bende ona ağlayarak şu an bulunduğumuz yörede pekin ördeği bulamayacağımızı söyledim. Velhasıl o an ekip sorumlusu ben olmama rağmen elime malzeme listesi tutuşturarak beni markete yolladı.
Akşam iftar vakti ise aldığım ilk karnıyarık lokmasında bayıldım. Çünkü yediğim en iyi karnıyarık değildi. Yediğim en iyi yemekti. Birkaç malzeme bir araya gelip bu kadar çarpıcı bir güzelliğe sebep olamazdı. Ama oradaydı ve benim için yapılmıştı.
Sonrasında Ayhan Usta’yı o kadar çok övdüm ki tüm Ramazan boyu yapacağı yemekleri bana sordu. Hatta Ruslar gelip bize hediye olarak orijinal Rus salatası yapmasına rağmen masadaki en iyi yemek Ayhan Usta’nın şakşukasıydı.
Onun sayesinde bir Ramazan ayını çok güzel yemekler yiyerek ve kilo alarak geçirdim. Geri döndürülemez bir şekilde kilo aldığımda ve havalar yemek yiyemeyecek kadar ısındığında ise Ayhan Usta’ya geri döndürülemez bir şekilde veda ederek eve döndüm.

Yorumunu bırak